Ürkmez Bahar Kampımız
Bu sene erken bahar kampımızı 3-6 Nisan tarihleri arasında İzmir Ürkmez sahilinde gerçekleştirdik. SEKADER’e ait arazide üstü bambularla kaplı bir alanda kamp kurduk. Su, tuvalet hatta elektrik bile vardı. Üç gece ve dört günlük yoğun bir programla donatılan kampımız, gelmiş geçmiş en iyi 3 kamp listelerimizi gözden geçirmemizi sağlayacak kadar muhteşemdi. Programa bağlılıktan tam puan aldığımızı söyleyebiliriz. Her şey hayalimizdekinden çok daha güzel oldu.
Perşembe günü öğle saatlerinde kampa girişler başladı ve saat 14:00’de açılış töreni ile Kurt Obası bayrağı teslim aldı. Çadırları kısa sürede kurduk ama uzun bir kamp olduğu için kamp alanını çok iyi düzenlememiz zaman aldı. Molalarda denize giren kardeşlerimiz oldu. İlk yardım ve telsiz istasyonlarıyla günü tamamladık. Akşam hava serin olduğundan ateş başında bir araya geldik. Bu kampta odunumuz boldu, arttı eksilmedi. Kurduğumuz 20m’lik iptidai bakır anten ve kısa dalga istasyonundan İtalya ve Birleşik Arap Emirlikleri ile telsiz görüşmeleri yaptık. ABD doğu kıyısından bir amatör istasyona CW modunda (telsiz telgraf) sesimizi duyurmayı başardık. Sinyallerimiz tüm Avrupa’da duyuluyor olsa da yakıdaki enerji hatlarının parazitinden bize verilen cevapları okumakta çok zorlandık. Saat 22:00’de çadırlara çekildik.
Çarşamba günü sabaha karşı uyanıp saat 5:00 sularında kuş gözlem gezisine çıktık. Güneş üzerimize doğduğundan kuşları hiç ürkütmeden korulukta yerlerimiz aldık. Sessiz kol yürüyüşü ile kısa bir gözlem transektinde özellikle ötücü kuşları dinledik ve gözledik. Zaten beklediğimiz türleri bulsak da çok güzel gözlemler yaptık. Ürkmez sahili koruluklarında B miktarda kızıl gerdan, büyük baştankara, saka, ispinoz, serçe, sinekkapan, kırlangıç ve A miktarda söğüt serçesi, saz bülbülü, gök baştankara, ak kuyruksallayan, örümcek kuşu, kara tavuk gördük. Saat 8:00’de kahvaltıda hepimiz çok acıkmıştık. Sabah töreninde bayrağı Koala Obası aldı. Kamptaki işler bitince saat 12:00 gibi hayka çıktık. Kara yolunu geçip orman yoluna çıktığımızda rastladığımız “komutan” lakaplı abimiz bize yakınlarda jeotermal bir alan olduğunu söyledi ve yol tarifi verdi. Birkaç saat kaybetmeyi göze alıp bahsedilen alanı bulmaya karar verdik. Oysa kaşifler henüz bilmiyordu ama gizli süpriz tatbikat planımız vardı. Kelalan Mevki olarak bilinen yere vardığımızda bir hayli şaşırdık. Her yerden kaynar sular fışkırıyor, sıcak su dereleri akıyor, küçük kaynayan su birikintilerinin arasında değişik bitki türleri farkediliyordu. Daha önce hiç görmediğimiz bir ekosistem hepimizi adeta büyülemişti. Büyük molayı orada verdik. Kaşifler dinlenirken komiserler tatbikat senaryosunu güncelledi ve gizli start verildi. Akşam gün batana kadar çok heyecanlı bir tatbikat yapıldı.
TATBİKAT DETAYLARI
Telsizde kaşifler 1.kanalı kullanıyordu, komiserler ise gizli 5. kanalda tatbikatı koordine ediyorlardı. Senaryo gereği Yaprak Obası’nın kaybolan flamasını aramak için Ege ve Işık kardeşimiz önden yola çıktı. Işık olacaklardan habersizdi, Ege yolda ona senaryoyu anlattı ve bir süre sonra telsiz bağlantımız planlandığı gibi kesildi. Meraklanan kaşifler hemen Ilgaz ve Mert’i arama göreviyle gönderdiler. Belki arada dağ olduğundan telsiz bağlantısı kesilmiştir ve aktarma ile tüm grup birbirini duyabilir umuduyla ekip yola çıktı. Bir süre sonra aktarma yöntemiyle haber alındı. Senaryo gereği Işık kaybolmuştu Ege onu arıyor ve gruptan yardım istiyordu. Mert ile Ilgaz ise aktarmayı başarabilseler bile onları bulamamıştı, üstelik bu sefer onlar cevap vermiyordu çağrılara. Hemen tüm grup 2 dakika içinde kolda toplanıp bölgeye doğru hareket etti. Yarım saatlik yürüyüşle tepe aşıldı ve beklenmedik bir durumla karşılaşıldı. Karşı tepede Mert ve Ilgaz semafor flamalarıyla bizimle görüşmek istediklerini işaret ediyorlardı. Onlara bekle işareti verilip Işık’ın aranması için seferber olundu. Ege’nin telsizden gelen yönlendirmesiyle grup hat tarama formuna girip orman boyunca aramaya başladı. Çok geçmeden Işık’ın bir orman yolunu kenarındaki çalılardan uçurum tarafına düştüğü farkedildi. Hemen herkes orada toplandı. Sedye yapılacaktı ama ip çantası Ege’de kalmıştı. Hemen bütün fularlar toplandı ve iki izci sopası kullanılarak harika bir sedye yapıldı. Kaşifler dik yamaçtan inip Işık’ı sedyeye bağladılar ve taşıdılar. Işık çok güzel rol yapıyor, ağlıyor, bacağına dokununca bağırıyordu, kimse tatbikat olduğunu anlamadı. İlay komiser, birkaç kaşifle beraber bacağa atel uygulaması yaptılar. Bütün bunlar olurken bir grup izci dürbünleriyle Mert ve Ege’den gelen semafor mesajlarını yazıyordu. İlk mesaj “telsizimiz yok” ve ardından “domuz var” oldu. Belli ki domuz sürüsü yüzünden tepede mahsur kalmışlardı. Böylece sedyede Işık ve tüm grup dikkatli bir şekilde onlara doğru harekete geçti. Yaklaşık 2km sedye taşındı ve nihayet arkadan Ege’nin de gelmesiyle tüm grup bir araya geldi. Liderler alkışlarla kaşifleri kutlarken hala olayı gerçek sanan kaşifler vardı. Işık’ın kalkıp yürümeye başlayınca çok şaşırdılar ve oyunculuk yeteneğinden dolayı onu kutladılar.












Cumartesi günü tipik bir kamp sabahı ile başladı. Sabah toplantısında bayrağı Yaprak Obası aldı. Meteoroloji istasyonu kuruldu, düğümcülük çalışmaları yapıldı. Hava kapalıydı ve yağmur bekliyorduk. Saat 11:30’daki CTF (capture the flag) oyunundan önce sağanak yağmur başladı, sonradan fırtınaya dönüştü. Ateşin üstüne bir kazan kapağı kapatıp kaşifler çadırlara kaçtılar. Yaklaşık 3 saat sürecek olan fırtına boyunca çadırlarda kaldılar. Alandaki bambu çatı elbette hiçbir işe yaramadı ama çadırlar kaşifleri ve eşyalarını ıslanmaktan büyük ölçüde kurtardı. Fırtına dinince kaşifler çadırlardan çıktılar, ateş canlandırıldı ve ıslanan giysileri kurutmak için tesis yapıldı. Kuruyan ve ısınan izciler günün kalanında CTF oyununu telafi etmek istediler. Mimoza ormanına gidildi ve muhteşem bir CTF maçı yapıldı. Bu sürede sular çekilmiş toprak oraya çıkmıştı. Yemekten sonra ateş gecesi için Mimoza ormanında bir yer belirlendi ve tören ateşi hazırladı. Ateş gecemize, kaşif sözü verecek olan Çınar’ın ailesi haricinde misafir davet edilmedi. Saat 21:00 gibi izciler ormanda saklanmıştı. Misafirler ve iç lider gecenin karanlığında ormanda izcileri bulmak için yola çıktı. Ateş yerine varıldı, ateş yakıldı ve kaşifler çağırıldılar. Her zamanki gibi karanlık ormandan ağır adımlarla çıkan kaşifler ateş başında toplandılar. Ateş duası ve ateş valsinin ardından gösteriler başladı. Gitarda Mert ve Çelloda Ilgaz gösterilere eşlik ettiler. Çınar’ın kaşif sözü töreninden sonra Mimoza ormanı neşeli şarkılarla şenlendi. Nihayet ateş valsine tüm izciler ve misafirlerimiz iştirak ettiler. Sen bu kampı rüyanda gör rahat uyu mizanseni ile obalar ard arda patikadan kampa döndüler. En son misafirler ve üç liderimiz kampa döndüğünde kaşifler çadırlarında uykuya dalmıştı bile. Yani mahsusçuktan. Tabi ki asıl parti misafirler gittikten sonra başladı ve geç saatlere kadar ateş başı sohbetleri devam etti.
Pazar sabah toplantısında bayrağı Koza Obası aldı. Melvin lider Balıkçılık aşama istasyonunda doğal malzemeden olta yapmayı öğretti. Kaşifler yaş ağaç dallarından kendi oltalarını hazırlayıp sahile gittiler. Saat 11:30’da herkes kampta toplandı ve el birliğiyle çadırlar söküldü. Sıfır iz prensibimiz gereği çok detaylı bir çevre temizliği yapıldı. Saat 14:00 gibi son kaşif kamptan ayrıldı. Rüya gibi bir kamptı, bitti ve hatırası kaldı.
