Kamp Kavacık 2022

Ara tatilde, 13-16 Nisan tarihleri arasında, Kavacık Köyü, Şelale Yolu Mevkii’nde 3 gece çadır konaklamalı kamp yaptık. Bölge, asırlık doğal patikalar, iki şelale, derin ormanlık arazi ve kendine özgü florasıyla ideal bir kamp mekanı. Kamp öncesinde, sahada keşifler yapıldı, izinler alındı. Kampımızın ana teması “retorik” olarak planlandı. Yoğun kamp programında çeşitli istasyon çalışmalarına ve uzun doğa yürüyüşlerine, gece av avcı oyununa, haritacı, sancaktar, telsizci, ateşçi, aşçı, işaretçi, tesisçi, yön bulucu ve semafor aşamalarına yer verildi.

İzciler 13 Nisan sabahı Kavacık Köy Meydanı’nda buluştular. Tüm kamp malzemeleri bir araçla orman yolundan kamp alanına yakın bir noktaya taşındı. Meydandaki tekmilden sonra yürüyüş kolu 20 dakikada kamp alanına vardı. Tam bir seferberlikle bir saat içinde çadırlar kuruldu, ateş yeri ve bayrak direği hazırlandı. Açılış töreninden sonra öğle yemeği ve kısa bir serbest zamanın ardından Şelale gezisine çıkıldı. Bir saat içinde Şelale’ye vardığımızda bölgenin doğasının güzelliklerinin farkına vardık. Sık kızılçam ormanı içinde, gürül gürül akan dereler boyunca asırlık patikalarda yürümek harika bir deneyim oldu. Bölgede tesislik ve yakacak odun sıkıntısı çekmeyeceğimizi de farkettik. Şehirden odun satın alıp taşıdığımız bazı eski kamplarımız hatırlayınca bu durum bizi çok sevindirdi. Ateşçi ve tesisçi aşamalarına çalışmak için de harika bir yer ve zaman olduğunu anladık. Gün batmadan kampa döndük, Gün batımı saati gelip, bayrak indirme düdüğü ormanda yankılandığında akşam yemeğimiz de hazırdı. Yemekten sonra ateş başı sohbetlerimize başladık. Kampın teması “retorik” olduğundan bu planlı sohbetlerde dinleme, hitabet ve münazara becerilerimiz geliştirdik. Saat 21:00’de planlandığı gibi “av avcı” oyunu için yürüyüş koluyla kamptan ayrıldık. Bu sefer “izciler liderlere karşı” oynadık, güzel bir meydan okumaydı. Sessiz gece yürüyüşü ile vadi içinde yürürken izciler rota boyunca tek başlarına ormana dağıtıldı. Av avcı oyunu taktik bir oyun olduğu kadar, küçük izciler için güzel bir cesaret eğitimidir. Planlandığı gibi uzun düdük ormanda yankılandığında izciler ormanda saklanarak yol alıp, avcılara yakalanmadan kampa dönmek için harekete geçtiler. Acvılar, yani liderler, orman yoluna paralel bir hat boyunca ilerleyerek izcileri bulmaya çalıştılar. Avcıların kamp alanı çevresinde yaklaşık 200 metrelik bir güvenli alana girmeleri yasak olduğundan bu alana varabilen izciler keyifle kampa döndüler. Oyun izcilerin mutlak galibiyetiyle takriben saat 23:00’te, tüm izcilerin kampa dönmesiyle bitti. Oyunun galibi tüm izciler olsa da Anka kardeşimiz, yaşına rağmen gösterdiği cesaret ve sonradan anlatılana göre iki avcının 10 metre yaklaşmasına rağmen saklanarak onları atlatabilmesinden dolayı takdir kazandı. Yat borusu planlandığı gibi 23:00’da çaldı.

Perşembe günü kalk borusunun ardından, kahvaltı, bayrak töreni ve teftiş bittiğinde saat 10:00 olmuştu. Planlandığı gibi istasyon çalışmaları başladı. Özellikle kıdemli izcilerin eksik kazanımlarını tamamlamaları için mülakatların ardından ateşçi, tesisçi ve yön bulucu aşamalarına çalışıldı. Saat 12:00’de büyük yürüyüş için yola çıkıldı. Akşama kadar sürecek olan bu parkurda menzil ve irtifa rekorlarımız zorlamayı amaçladık. Gökçe kardeşimizin öncülüğüyle önce orman yolundan birkaç kısa keşif parkuru yaptık. Haritacılık aşaması kapsamında, önceden hazırladığımız 1:25000’lik haritalarda parkuru takip ettik. Ara molada Şelale’de yanımızda götürdüğümüz öğle yemeğimizi yedik. Yemekten sonra vadi içinden dik bir tırmanışa başladık. Takriben 1100 metre rakımlı bir sırta vardığımızda manzara muhteşemdi. Oldukça dik bir yamaçtan “S yürüyüşü” tekniğiyle diğer vadiye inmeye çalışırken küçük bir kerteriz hatamız yüzünden yine Şelale vadisine indik. Ama bu duruma fazla üzülmedik çünkü hava kararmak üzereydi ve diğer vadiden sonraki yol maden yolu olduğundan çok keyifli olmayacaktı, üstelik bir hayli de uzundu. Kampa vardığımızda kuş uçuşu 12 km yol aldığımız hesaplayınca gururlandık. Bayrağı biraz geç de olsa indirip akşam yemağımız yedik ve yine ateş başı sohbetlerimize daldık. Bir çoğumuz yorgunluktan yat borusu çalmadan çadırına çekilip uykuya daldı. Önceki gün köyden peşimize takılan ve Hüsammettin adını verdiğimiz köpek dostumuz kamp boyunca bizimle kaldı. Gece yarısı kampa yaklaşan davetsiz bir misafire havlayarak dikkatimizi çekti. Orman yolu boyunca bağırarak ilerleyen ve çakal mı yoksa köyün meczubu mu olduğunu anlayamadığımız gizemli misafir uzaklaştığında tekrar uykuya daldık.

Cuma günü sabah telaşının ardından saat 10:00’da istasyon çalışmalarımıza başladık. Ateşçi aşaması kapsamında büyük bir reflektör ateşi yaptık. Öğle yemeğine kadar istasyonlar devam etti, yemekten sonra yürüyüş kolunda toplanıp köye doğru hareket ettik. Köy kahvesinde dinlenip dün geceki davetsiz misafirimizi anlattık, köylüler çakal olduğunu söylediler. Oraletlerimizi içip tarihi çınar ağacına doğru yola çıktık. Saat 17:00’de kampa döndük ve serbest zamanda ateş gecesi hazırlıkları yaptık. Akşam yemeğinin ardından konukların da gelmesiyle planlandığı gibi tam 20:30’da liderler tören ateşini yaktılar. Ormanda saklanan izcilerin ateş başında toplanması, ateş duası ve ateş valsinden sonra Bilge kardeşimizin mizanseni ile gösteriler başladı. Klasik skeç ve alkışlarımızın yanı sıra orkestramızdan güzel bir dinletiye yer verildi. Kemancı Çınar kardeşimizin de katılmasıyla orkestramıza yeni bir ses gelmiş oldu. Hep beraber söylediğimiz izci şarkıları ve klasik eserlerin ateşi ve geceyi şenlendiren ezgileri hepimizi coşturdu. Veda valsinin ardından “sen bu kampı rüyanda gör ve rahat uyu” faslından sonra izciler “sözüm ona” çadırlarına çekildiler. Aslında açıkçası maksat konuklara veda etmek oluğundan asıl parti ateş gecesinden sonra başladı. Sucuklar, marshmelow çıktı, geleneksel irmik helvamız kamp ateşinde pişti. Dayanabilen izciler gece yarısına kadar ateş başında sohbetlere devam ettiler.

Cumartesi günü her zamanki gibi kalk borusu, kahvaltı, bayrak töreni ve çadır teftişinden sonra istasyon çalışmaları başladı. Telsizci aşaması kapsamında el telsizi kullanım seminerinin ardından devriye ve çevrim tatbikatları yaptık. Al işi atölyesinde kızıl çam kütüklerinin kalın kabuklarını çakılarımızla oyarak fular bağları yaptık. Saat 13:00’de öğle yemeğimizi yedikten sonra çadırlarımızı söktük, ateşimizi söndürdük ve armalarımızın dağıtıldığı kapanış töreninde bayrağımızı indirip katladıktan sonra bir sonraki kamp için muhafaza etmek üzere liderlere teslim ettik. Saat 16:00’da planlandığı gibi kamp yerinden ayrıldık.

You may also like...